İçeriğe atla

İhracatçılara ve yurtdışındaki alıcılara verilen aracılık hizmetlerinden elde edilen komisyon gelirinin KDV ye tabi olup olmadığı ile kur farklarının safi kurum kazancı yönünden dikkate alınıp alınma

Katma Değer Vergisi özelgesi · Tarih: 17.07.2013 · Sayı: 50426076-KDV-20-969-75

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü) Sayı:50426076-KDV-20-969-7517/07/2013 Konu:İhracatçılara ve yurtdışındaki alıcılara verilen aracılık hizmetlerinden elde edilen komisyon gelirinin KDV ye tabi olup olmadığı ile kur farklarının safi kurum kazancı yönünden dikkate alınıp alınma              İlgide kayıtlı özelge talep formunda;            Yurtiçinde üretim yapan firmalara üretmiş oldukları malların yurtdışına ihracı ile yurtdışındaki alıcılara yurtiçinden yapacakları mal alımlarında, Şirketiniz tarafından aracılık hizmetleri verildiği ve bu hizmet karşılığında komisyon geliri elde edildiği,            İhracat işlemlerinin üretici firmalar adına yapıldığı, ihracat alacaklarının döviz bedeli üzerinden Şirketinizce üstlenilerek vadeli olarak ihracatçı firmalara ödendiği ve buna mukabil ihracatçı firmaların da ihracat alacaklarını Şirketinize temlik ettiğinden bahisle; - Yurtiçindeki ihracatçı firmalardan elde edilen komisyon geliri ile yurtdışındaki alıcı firmalara verilen hizmetin karşılığında elde edilen komisyon gelirinin,            - İhracatçı firmaların, ihracat alacaklarını Şirketinizden tahsil etmesi nedeniyle oluşacak kur farkları ile yurt dışındaki firma adına yapılan aracılık faaliyetinden dolayı ihracatçı firmanın ihracat alacağını Şirketinizden tahsil etmesi nedeniyle oluşacak kur farklarının            katma değer vergisine (KDV) tabi olup olmadığı,            - Vergi Usul Kanununun değerleme hükümlerine göre, yaptığınız işlemlere ilişkin dövizli borç ve alacaklarınızın değerlemesi sonucu oluşan kur farklarının, kambiyo kârı veya zararı olarak safi kurum kazancının tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı            konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 1- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 231 inci maddesinin beş numaralı bendinde ise faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği ve bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.            Aynı Kanunun; "Fatura kullanma mecburiyeti" başlıklı 232 nci maddesinde; "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:            1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara,            2. Serbest meslek erbabına,            3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara,            4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere,            5. Vergiden muaf esnafa,             Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler. Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (1.1.2012 tarihinden geçerli olmak üzere) 770,-TL'yi geçmesi veya bedeli 770,-TL.'den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir." hükmüne yer verilmiştir.             Buna göre; yurt içindeki ihracatçı firmaya ve yurtdışındaki müşteriye verdiğiniz aracılık hizmeti karşılığında hizmetin tamamlandığı tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlemeniz gerekmekte olup, yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenecek olan faturaların, Türk parası karşılığı gösterilmeksizin yabancı para birimine göre düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı tabiidir.             Öte yandan, mezkur Kanunun 280 inci maddesinde "Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur....", "Kasa Mevcudu" başlıklı 284 üncü maddesinde ise "Kasa mevcutları itibari kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280'inci madde hükmü uygulanır." hükmü mevcuttur. Bu itibarla, yurt dışından gönderilen ve yurt içindeki ihracatçı firmalara tarafınızca ödenen paranın gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması durumunda alacak veya borç olarak değerlemesine gerek bulunmamakla birlikte, yurt dışındaki müşteriden döviz olarak aldığınız komisyon gelirlerinin ise Kanununun 280 ve 284 üncü maddeleri uyarınca değerlemeye tabi tutulması ve oluşan kur farklarının gelir veya gider hesapları ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.             2- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.            Ticari kazancın tespitinde geçerli olan iki temel ilke "dönemsellik" ve "tahakkuk esası" ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin eksiksiz tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Ticari kazancın elde edilmesi, tahakkuk esasına bağlanmış bulunduğundan; bir gelir unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.            3- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:            3065 sayılı KDV Kanununun;            1/1 inci maddesinde; ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,            4 üncü maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,            6 ncı maddesinde; işlemlerin Türkiye'de yapılmasının; malların teslim anında Türkiye'de bulunmasını, hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını ifade ettiği,            10/a maddesinde; vergiyi doğuran olayın mal teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana geldiği,            11/1-a maddesinde; yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV den istisna olduğu,            12/2 nci maddesinde; bir hizmetin yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için,            - Hizmetin yurtdışındaki bir müşteri için yapılmış olması            - Hizmetten yurtdışında faydalanılması gerektiği            17/4-g maddesinde; külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik, virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıklarının tesliminin KDV den istisna olduğu,            - 24/c maddesinde; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu,            - 26 ncı maddesinde ise; bedelin döviz ile hesaplanması halinde, dövizin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Lirasına çevrileceği,            hükümlerine yer verilmiştir.            Öte yandan,

Benzer özelgeler

Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri. Özelge yalnızca başvuran mükellefi bağlar; verildiği tarihten sonra mevzuat değişmiş olabilir. Bu sayfa hukuki görüş değildir.