T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞIGelir Kanunları Usul Ve Tahsilat Grup Müdürlüğü
Sayı:53445970-105[VUK-323/2016-463]-6487215.05.2018
Konu:Şüpheli Alacak Karşılığı İlgide kayıtlı özelge talep formunuzla;- Müşterilerinizden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen …... A.Ş.'den olan vadesi geçmiş alacaklar için icra takibi yapılmak suretiyle tahsil yoluna gidildiği, bu kapsamda, ….... A.Ş. taşınmazları üzerine 16.100.000-TL tutarında 5. sıradan ipotek tesis edildiği, ancak aynı taşınmazlar üzerinde banka tarafından da 1-2-3-4. sıralardan toplam 17.200.000 TL tutarında ipotek tesis edildiği, ipoteğe konu taşınmazların piyasa değerinin (SPK'ya kote Gayrimenkul Danışmanlık ve Değerleme firmasınca hazırlanan piyasa değer tespit raporuna göre) 15.000.000 TL olduğu, her ne kadar 5. sıradan ipotek tesis edilmiş olsa bile ilk dört sıradaki ipotek değeri ilgili taşınmazların piyasa değerini aştığından taşınmazların satışında herhangi bir tahsilat yapılamayacağının değerlendirildiği, bu nedenle icra takibine konu 16.100.000 TL'nin tamamı için şüpheli alacak karşılığı ayrılmak istendiği,- …... A.Ş. tarafından şirketinize olan vadesi geçmiş ticari borçlarının ödenmesi için …….
A.Ş. tarafından şirketinize olan vadesi geçmiş ticari borçlarının ödenmesi için ……. Bankasından 13.03.2014 tarihinde 2.390.000 EURO kredi kullanıldığı ve kredinin tamamının 14.03.2014 tarihinde şirketinize ödendiği, şirketinizin ticari alacaklarını tahsil edebilmek için …….. A.Ş.'nin kullandığı bu krediye garantör olduğu, kredinin ilk 3 taksidinin vadesinde ödendiği, sonraki taksit tutarlarının ……. A.Ş. tarafından ödenmediği, bunun üzerine … Bankasının kredinin tamamını geri çağırdığı, bakiye tutarın (1.705.000 EURO karşılığı 5.652.586,80 TL'nin) …….. A.Ş. tarafından ödenemediği, söz konusu tutarın şirketinizce 08.09.2016 tarihinde …… Bankasına ödendiği, daha sonra bu tutarın …… A.Ş.'den tahsil edilebilmesi için icra takibinin başlatıldığı, icra takibine konu alacak tutarının asıl kaynağının ticari işlemler olması ve satış işleminin yapıldığı dönemde hasılat olarak dikkate alınmış olması nedeniyle söz konusu tutar için şüpheli alacak karşılığı ayrılmak istendiği,- Şirketiniz ile ……. A.Ş. arasında düzenlenen temlik sözleşmesi ile …….. A.Ş.'nin …….. A.Ş.'den olan alacaklarını şirketinize temlik ettiği, temlik sözleşmesi kapsamındaki alacakların şirketinize ödenmesi için noter aracılığıyla ihtarda bulunulduğu, …….. A.Ş. tarafından ödemenin tevdi mahallinin tespiti için dava açıldığı, mahkeme tarafından …….
A.Ş. tarafından ödemenin tevdi mahallinin tespiti için dava açıldığı, mahkeme tarafından ……. Bankası Merkez Şubesinin tevdi mahalli olarak belirlendiği, ancak temlik kapsamındaki meblağların şirketiniz ile …….. A.Ş. adına yatırılmasına karar verildiği, şirketinizce bu Karara yapılan itirazların reddedildiği, tevdi mahallinde biriken para (103.880,95 TL) için alacaklı sıfatının tespiti ile meblağın taraflarına ödenmesi için davanın ikame edileceği ve temlike konu alacakların tahsili amacıyla …….. A.Ş. adına icra takibi için girişimlerin başlatıldığı, icra takibine konu bu tutar için de şüpheli alacak karşılığı ayrılmak istendiğihususlarından bahisle, ticari faaliyet sonucu doğduğu belirtilen söz konusu alacaklarınız için ayrı ayrı şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılmayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde, "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;Şüpheli alacak sayılır.Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.
Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar/zarar hesabına intikal ettirilir." hükümleri yer almaktadır.Bu bağlamda, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkân bulunmamaktadır.Bunun yanı sıra, Kanun hükmü, teminatlı alacaklarda bu karşılığı teminattan geri kalan miktarla sınırlamakta, alacağın banka teminat mektubu, ipotek, haciz, rehin, kefil vs. suretlerle teminata bağlanmış olması halinde teminatlı kısım için şüpheli alacak karşılığı ayrılmayacağını kabul etmiş bulunmaktadır.
Mezkûr madde uygulamasında, teminat sayılan haller arasında bulunan hacizler (kaydi ve ihtiyati hacizler dahil), alacağın tahsilinin kuvvetle muhtemel olduğunun ve alacağın teminatsız kalmadığının göstergesi olarak (borçluların mal, hak veya alacaklarına haciz konulması suretiyle söz konusu alacağın haciz konulan kısmı teminatlı hale geldiği) değerlendirilmekle birlikte, alacaklı şirketten önceki toplam haciz alacakları tutarının hacze konu hak, alacak ve malların değerinin üzerinde olması, bir başka deyişle alacaklı şirketten önceki sırada bulunanların alacaklarını tahsil ettikten sonra paraya dönüştürülecek borçlu mallarından alacaklı şirkete kalacak bir tutar kalmayacağının anlaşılması, dolayısıyla söz konusu alacağın tahsil kabiliyetinin bulunmadığı durumlar için şüpheli alacak ayrılması mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, şüpheli alacak uygulamasında teminat sayılan haller arasında bulunan ipotekler de (hacizler gibi), alacağın tahsilinin kuvvetle muhtemel olduğunun ve alacağın teminatsız kalmadığının göstergesi olarak değerlendirilmekte ve bu durumda da yukarıda belirtilen çerçevede işlem tesis edilmektedir.Diğer taraftan, teminat, bir hakkı güvence altında bulundurmak, bir borcun ifa edileceği ya da ifa edilmemesi halinde tazmin edileceğine ilişkin güvence ya da karşılık vermek olarak tanımlanabilir.
Teminatlar ayni ve şahsi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ayni teminatlar; taşınır rehni, taşınmaz rehni, ticari işletme rehni; şahsi teminatlar ise garanti ve kefalet sözleşmeleri ile banka teminat mektuplarıdır. Ayrıca borcun ödenmemesi üzerine cebri icra yoluyla borçlunun mal varlığına haciz konulması halinde de alacağın karşılıksız kalmadığı değerlendirilmektedir.Teminatların, alacak karşısında nasıl uygulanacağı her bir teminat türüne göre farklılık arz etmekte olup, teminatların alacaklara uygulanması açısından her alacak ve teminat cinsinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve değerlendirmeler neticesinde teminatın türüne göre ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda, ticari işletme rehni, bizatihi 6750 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu ile özel olarak düzenlenmiş olup, alacağın ticari işletme rehni ile teminatlandırılması durumunda söz konusu mevzuat hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Birtakım rehinlerin geçerliliği, gemi rehni gibi, malın kendi özel siciline tescili ile gerçekleşmektedir. Şahsi teminatlardan kefalet sözleşmesine ilişkin hususlar ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, ancak garanti sözleşmelerine dair hukukumuzda açık düzenleme bulunmamaktadır.Teminatların hangi bedelle değerlendirileceği hususu ise yine her bir teminatın özelliğine göre belirlenmektedir.
Örneğin; banka teminat mektupları net parasal miktar içermekte olup, alacağı o oranda temin etmektedir. Ancak ipotek uygulamalarında ipotek türlerine göre karşıladığı miktarlar farklılık arz edebildiğinden, ipoteğin anapara (kesin borç) ipoteği mi yoksa üst limit (maksimal) ipoteği mi olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Anapara ipoteğinde, ipotek miktarının borcun tamamının yanı sıra faiz ve takip giderlerini de temin edeceğinin kararlaştırıldığı, üst limit ipoteğinde ise ipotek miktarının kararlaştırılan miktarı aşmamak üzere temin sağladığı kabul edilmektedi
Teminatın alacağı karşılamaması, kefil olunan kredinin borçlu tarafından ödenmemesi nedeniyle bankaya ödeme yapılması hallerinde şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı.
Vergi Usul özelgesi
Benzer özelgeler
- Grup şirketinin bankaya olan borcunun kefalet nedeniyle ödenmesi durumunda, söz konusu kefaletin tiacri nitelik taşımamasından dolayı şüpheli alacak karşılığı ayrılamayacağı hk.Vergi Usul
- Tahsil edilemeyen ancak temlik edilen alacağa şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılamayacağı hk.Vergi Usul
- Mahkemenin ihtiyadi tedbir kararı ile teminat mektuplarının tahsilinin durdurulması üzerine mükellefin şüpheli ticari alacak karşılığı ayıramayacağı hk.Vergi Usul
- Borçlu ve kefili hakkında aynı anda icra takibi başlatılması halinde alacaklı tarafından şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı.Vergi Usul
- Şüpheli ticari alacak karşılığı uygulamasında ihtiyati haciz ve kaydi haczin teminat olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, teminat olarak dikkate alınacak değer hk.Vergi Usul
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri. Özelge yalnızca başvuran mükellefi bağlar; verildiği tarihten sonra mevzuat değişmiş olabilir. Bu sayfa hukuki görüş değildir.
