T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)
Sayı:27575268-105[Mük.257-2016-226]-1488110.01.2020
Konu:Kira bedelinin anlaşmazlık nedeniyle eksik ödenmesi ve faturasının kayıtlara alınmayıp iade edilmesinin vergi kanunları karşısındaki durumu hk. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … yetkili servisi olarak otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğinizi, 1/6/2014 tarihinde bedeli 15.000 TL + KDV olarak belirlenen bir iş yeri kiraladığınızı, iş yerinin bağlı bulunduğu belediyeye gittiğinizde fazla metrekare inşası nedeniyle iş yeri açma ve çalışma ruhsatını alamadığınızı, söz konusu sıkıntının giderilmesinin mülk sahipleri tarafından çözüme kavuşturulmadığını, bu sorun nedeniyle ana faaliyet dallarınızı tam anlamıyla yürütemediğinizden bahisle kira ödememeye başladığınızı, kira ödenmemesi nedeniyle mülk sahipleri tarafından tahliye davası açılması üzerine tarafınızca karşı dava olarak ayıplı malın kiraya verilmesine ilişkin olarak dava açtığınızı, vergi mükellefi olan mülk sahipleri tarafından her ay düzenli olarak 15.000 TL + KDV olarak düzenlenen faturanın tarafınıza tebliğ edilmesine karşılık aldığınız faturaları iadeli taahhütlü olarak itiraz süresinde iade ettiğinizi ve kira bedeli olarak 7.500 TL + KDV olarak ödeme yaptığınızı fakat bu tutara ilişkin mülk sahiplerinin fatura düzenlemediğini belirterek;- İade ederek kayıtlarınıza almadığınız 15.000+KDV bedelli faturayı mülk sahiplerinin BA-BS formunda beyan
etmeleri sebebiyle BA-BS yönünden cezai durumla karşılaşmamak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ve söz konusu faturayı kayıtlarınıza intikal ettirmemeniz sebebiyle cari hesap bakiyelerinizde oluşan uyumsuzluğun nasıl giderileceği,- 7.500+KDV olarak ödediğiniz kira bedelinin gider yazılıp yazılmayacağı, BA-BS formunda bu ödemenin bildirip bildirilmeyeceği, bildirilmeyecekse hangi tutar üzerinden beyan edilmesi gerektiği,hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup, safi kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesindeki giderler, hasılattan indirim konusu yapılmaktadır.Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde ise;
Bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi resim ve harçların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.Yine aynı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup, bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir.
Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi gereğince işletmenin sürekli kabul edilen ömrü belli dönemlere bölünür ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanır. Gelir ve giderler tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilerek hasılat, gelir ve karlar aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılır.Tahakkuk, gelir ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder. Tahakkuk esasında, geliri doğuran muamelelerin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması, gelirin elde edilmiş sayılması için yeterlidir. Diğer bir ifade ile tahakkuk esasında vergilendirme yapılabilmesi için, alacak hakkının doğmuş olması gerekir. Gerek hasılat gerekse giderlerin hangi hesap dönemine ilişkin olduğunun tespiti açısından hasılatın tahsil edilip edilmediğinin, giderlerin ise ödenmiş olup olmadığının bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.Buna göre, kira giderlerinin tahakkuk ve dönemsellik ilkeleri gereğince miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmekte olup, söz konusu kira tutarlarının şirketiniz tarafından ödenip ödenmemesinin bir etkisi bulunmamaktadır.
Dolayısıyla söz konusu kira bedellerinin Vergi Usul Kanununda sayılan ispat edici belgelerle tevsik edilmesi halinde tahakkuk ettiği dönem itibarıyla kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.II- VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI1) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;- 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında, "B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.",- 19 uncu maddesinde, "Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.",- 174 üncü maddesinde, "Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur. Kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi dönem başında yeniden açılır.Hesap dönemi normal olarak takvim yılıdır.",- 219 uncu maddesinde, "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir.
Şöyle ki:a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.c) ... serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir."hükümlerine yer verilmiştir.Ayrıca, anılan Kanunun "İspat edici kâğıtlar" başlıklı 227 nci maddesinde ,"Bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmüne yer verilmiş olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.Bu kapsamda, Kanunun;- 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren aza
Anlaşmazlık nedeniyle kira bedeli eksik öndenen kiralama işlemine ait, kayıtlara alınmayan (iade edilen) faturanın kayıtlara alınma zorunluluğu, Ba bildirimine dahil edililip edilmeyceği hk.
Vergi Usul özelgesi
Benzer özelgeler
- Kiralanan dükkanın Ba formunda belirlenen hadleri aştığı takdirde dahil edileceği, gecikme zammının dahil edilmesine gerek olmadığı hk.Vergi Usul
- Kiracı olarak faaliyette bulunulan işyerinin elektrik su doğalgaz harcamalarının gider yazılıp indirim konusu yapılması hk.Vergi Usul
- Kiracı olarak faaliyette bulunulan işyerinin elektrik su doğalgaz harcamalarının gider yazılıp indirim konusu yapılması hk.Vergi Usul
- Belediyeler ve bağlı işletmeleri tarafından yapılan şehiriçi yolcu taşımacılığında Ba-Bs bildirimiVergi Usul
- Banka dekontu karşılığında ödenen kiranın Ba bildirim formuna dahil edileceği hk.Vergi Usul
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri. Özelge yalnızca başvuran mükellefi bağlar; verildiği tarihten sonra mevzuat değişmiş olabilir. Bu sayfa hukuki görüş değildir.
